Etiket arşivi: ülkede

O ülkede bombalı saldırı! Çok sayıda ölü ve yaralı

AP, Bağdat’ın güneyindeki İskenderiye kenti yakınlarındaki El Asariya kasabasındaki stadyumda gerçekleşen intihar saldırısında 29 kişinin hayatını kaybettiğini, 60 kişinin de yaralandığını belirtti. AFP de polis ve sağlık görevlilerinin ifadelerine göre, en az 30 kişinin hayatını kaybettiğini ifade etti. AFP’ye konuşan bir komiser de “Kazanan takıma kupa veriliyordu ve intihar bombacısı kendini patlattı” dedi. Saldırının gerçekleştiği kasabanın yakınlarındaki İskenderiye’deki bir hastane, hayatını kaybedenler olduğunu onaylarken; basındaki sayıların ilk değerlendirmelere dayandığını ve ölü sayısının artabileceğini belirtti. Türkiye saati ile 18.00 civarında gerçekleştirildiği kaydedilien saldırıyı henüz üstlenen olmadı. Bağdat’ın kuzeyinde yer alan ve Sünniler ile Şiilerin birlikte yaşadığı eski bir kent olan İskenderiye, ülkede devam eden mezhep savaşında büyük yaralar almıştı. Kente bir dönem ‘ölüm üçgeni’ adı verilmişti.

Bizim ülkede oyuncunun bedeni vitrini

Şenay TANRIVERMİŞ/HABERTURK.COM

Yakın tarihin klasikleşen en şahane dizi, sinema ve tiyatrosunda Füsun Demirel’in ayrıksı, cesur ve yenilikçi performansı var, iyi ki var da gözümüz gönlümüz doyuyor arada! Öyle kendisi gibi ki; kimse benzemeye çalışamıyor, taklidi galiba imkansız, zaten pek ne yapacağı, nasıl yapacağı ve neye meyledeceği öngörülemiyor. Sonuçta oyuncu dünyasına çok farklı zenginlikler armağan etmiş ve her rol aldığı işle emsalsiz olduğunu ispatlamış bir yazar, çevirmen ve oyuncu.

İlla ki yapmam lazım dediğiniz, kaçırdığınız ya da bir şekilde olmadığı için üzüldüğünüz ne kaldı? Yapacak mısınız? (Yapın ne olur, kesin çok iyi bir şeydir.)

Mesleki olarak galiba hep bir kabare tarzını yapmak içimde kaldı.Kaçırdım evet,olması da imkansız gibi.

 ‘Yüksek performans’, ‘ekonomik oyunculuk’, ‘minimal oyunculuk’  veya modası geçmeyen ‘metod oyunculuğu’ kursları, eğitimleri ve okulları için ne düşünüyorsunuz? Oynayacak salon yok, seyirci yok ama adım başı bu işin eğitimini pazarlayan mekanlar çok! (Ay dayanamadım sorunun üstüne yorum da yaptım, yapmasam iyiydi de benim de fikirlerim var sonuçta!)

Aslında geçmişte sadece iki konservatuar oyuncu yetiştirirdi. Elbette çeşitliliğin olması son derece iyi! Güvenilir   tiyatro insanlarının eğitim verdiği kurumlarda  pek çok genç bu mesleği doğru şekilde öğrendi. On beş yıl önce de birisi sorduğunda yönlendirdiğim birkaç kurumdan biri Şahika Tekand’ın okulu olmuştur, halen de öyle. Ciddi, disiplinli, güvenilir, saygın. Ama söylediğiniz gibi dizilere oyuncu yetiştirmek için de kurslar açıldı. Çok ticari amaçlı okul adı altında yerler var… Seçim yaparken çok dikkatli incelemek gerekiyor. Aktivist, oyuncu ve çevirmen   olarak ülke şartlarında kendinizi nasıl motive ediyorsunuz? Oyunculuğa küsülebilir mi, oyuncu oynamadan yaşayabilir mi? Oyuncu oynamadan da yaşar elbette ama mesleğini çok özler. Oyunculuğa  küsülmesi zor! Ben çalışma koşullarımın ağırlığı nedeniyle defalarca mesleğime, oyunculuğa küstüm dedim ama yine bir proje geldiğinde o şartlarda oynadım. İçimizden kırılıp gücensek de mesleğe olan bağlılığımızdan tüm olumsuz şartlara yenik düşebiliyoruz.  Kendimizi motive etmenin çok yolları var elbette. İdealist bir düşünce olunca hep umut içinde yarınlar için yaşıyor insan ve hep üretmek için çabalıyor. İnsanlarımıza sinema ya da tiyatro aracılığıyla doğru bir çift laf edebilmek için…

Oyuncunun vitrini bedeni midir gerçekten? Ya vitrin, kabul edilen estetik normların dışındaysa bedene göre ve beden kadar mı oyuncu olunur? (Mesela çok çirkin ama kalbi güzel! Olmuyor değil mi öyle! O zaman ne kıymeti kaldı oyunculuğun?)

Çok yaşayın, güldürdünüz beni! Olmuyor evet! Kalbi güzel kendi çirkin olmuyor! Bizim gibi ülkelerde bedeni vitrini evet ama ileri demokrasilerde sadece bedeni değil zekası, yeteneği, yaratıcılığı, başka donanımları da vitrini olabiliyor. Meseleye sadece 90 60 90 bakan bir maskülen bakış açısı var. Oysa ki cinsel cazibenin ölçüsünü sistem belirleyemez ya da o estetik form da olmayıp ama yine de çok estetik, çok   lastik gibi bedenlere sahip oyuncular var. Sonuçta biz sistemin sunduğu ve bant sisteminden geçirilen ‘barbi’ bedenli kadın oyunculara ve ‘ken’ gibi erkek oyunculara tamamen karşıyız.

Beden mi karakteri resmeder, resim mi karakteri seçer? Oyuncu her karaktere uygun bir beden yaratabilir mi? Tövbe estağfurullah ama çarpılacak mısınız bir gün?

Elbette gerçek oyunculuk karaktere göre bir beden yaratabilmektir.

Oyunculuk teknikleri de teknoloji gibi gelişiyor mu? Mesela artık ne yapmaz yeni oyuncular? Yoksa yok mu böyle bir şey? (Eskileri ya da yenileri yerden yere vurun da mevzu çıksın, lütfen yaaaa:)   

Eski filmlere baktığımızda oyunculuğun teknik olarak ne kadar ilerlediğini de görmekteyiz aslında. Eskiden sessiz çekilen filmlerde oyuncuları başkaları konuşurmuş. En basit örnek bu! Günümüzde giderek daha doğal, daha minimal ve tekniği neredeyse hissettirmeyecek derecede sadeleşen bir oyunculuk anlayışı hakim!Zaman her sıradan insanın performans göstermesini zorunlu kılıyor. Herkes göstermek istediği ‘benini’ oynuyor; oyuncu ne yapsın, ne kadar yapsın, yapmasın mı yani? (Vallahi millet artist oldu, artist ne yapsın?)Bunu yapan TV’ler oldu kanımca yani birileri bizi gözetler oldu. Herkes kendini deşifre eder oldu. TV’lerde herkes oynar oldu maalesef! Bu çok can sıkıcı durumdan yararlanan yine sistem, yine patronlar. Sokaktaki insana sen de oyuncu olabilirsin, sen de ünlü olabilirsin dedi.  Ancak gerçek oyuncularla bu durumları karıştırmamak gerekir.

Bugün oyuncunun sadece işini yaparak yaşamını kazanması mümkün mü? Bu kadar kalabalıkta oyun mu az, oyuncu mu az, seyirci mi az? Yoksa ne alaka mı yani? Bizler hala sadece işimizi yaparak yaşamak için mücadele ediyoruz. Zorlaştı elbette ama ne yapalım, şimdi meslek değiştirecek halimiz yok! Eğer bizler için durum vahimse bundan netice çıkaracak ve oturup düşünecek olan sorumlular  iktidardır, siyasilerdir, ekonomiyi yönetenlerdir.

Pek çok rolünüzle başroldeki oyuncunun meselesini unutturup seyirciyi kendinize odaklayan performanslar gösterdiniz. Buna izin veren metinleri mi seçiyorsunuz ya da siz mi metinleri kendinize adapte ediyorsunuz? Vallahi hiç atlamamışsınız, teşekkürler. Her ikisi de oluyor! Bazen senaryoda hazır geliyor her şey bazen de kendim yüreğimden geçenleri ortaya koyuyorum ve metnin dışında bir sürpriz yakalayabiliyorum.Seyirci sadece seyirden mi sorumludur? Hatta bundan bile sorumlu değil midir? E değmez o zaman bu seyirciye oynamaya mı?   Bizim sanata bakış açımız seyircinin sadece seyirden sorumlu olması değil, o eyleme katılmasını sağlamak! Düşüncesiyle, ruhuyla! Derdimiz seyircinin içini boşaltmak değil, tam tersi doldurmak ve hayata müdahil etmek.

Çabuk tüketilen, hızla, hemen ve kolay ulaşılan işler yaparak çabuk sıkılan seyirciyi kaybetmeme kaygısı içeriği bozar mı? Bozuk metinde ne kadar, nasıl oynanır? Elbette bozar ama zaten son yıllarda o kadar çok öyle işler yapılıyor ki tamamen ticari ve onların arasında da yine iş yapanı az! Ben  tek tük de olsa oynamak zorunda kalıyorum bazen! Tamamen yaşam dayatıyor ve maalesef eskisi gibi çok seçme ve beğenmeme gibi lüksleri yok. Eskiden iki kişiydik şimdiyse ikizler ve kalabalık bir aile var sorumlu olduğum.

Sizi en yakın hangi işlerde izleme şansımız olacak?

ATV için yeni bir aile dizisinde ve Jale Atabey’ın rejisiyle mutlu aile resmi. Sermiyan Midyat’ın Hindistan da çekeceğimiz   bir baba Hindu filminde…

Füsun Demirel’i çoooooooooooooooooooooooooooooooooooook seviyoruz ve daha çok görelim, izleyelim, zenginleşelim istiyoruz…