Etiket arşivi: Başbakan

Barzani den Başbakan Davutoğlu na telefon!

Başbakanlık kaynaklarından alınan bilgiye göre; IKBY Başkanı Mesud Barzani, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu telefonla arayarak; Ankara’da vuku bulan menfur terörist saldırı karşısında dayanışma mesajı verdi.Yaralılara acil şifa ve hayatını kaybedenlerin yakınlarına taziye dileklerini ileten Barzani, terörizmle mücadelede Türkiye’nin yanında olduklarını ifade etti. Barzani telefon görüşmesinde, Türkiye ile IKBY’nin istikrar, güvenlik ve huzurunun bir olduğunu vurguladı.Başbakan Davutoğlu’nun da Barzani’ye teşekkür ettiği, terörizmle mücadelenin IKBY ile işbirliği içinde kararlıkla sürdürüleceğinin altını çizdiği öğrenildi.

Yeni başbakan güvenoyu aldı

Gürcistan’ın yeni Başbakanı Giorgi Kvirikashvili, parlamentoda yapılan oylamanın ardından güvenoyunu aldı.Gürcistan’da İrakli Garıbashvili’nin sürpriz bir şekilde istifa etmesinin ardından Başbakanlık görevine getirilen Giorgi Kvirikashvili için parlamentoda güven oylaması yapıldı. Gürcistan’da Dışişleri Bakanı olarak da görev yapmış olan Kvirikashvili, parlamentodan güvenoyu almayı başardı. Parlamento Başkanı David Usupashvili bugün yaptığı açıklamada, 114 milletvekilinin katıldığı oylamada Kvirikashvili’nin 86 ‘evet’ oyu aldığını söyledi.Oylamanın ardından parlamentonun aldığı karar, Gürcistan Cumhurbaşkanı Giorgi Margvelashvili’nin de onaylaması için Cumhurbaşkanlığına gönderildi. Cumhurbaşkanı Margvelashvili’nin, Kvirikashvili’nin Başbakanlık görevine getirilmesine ilişkin kararı imzaladığı bildirildi.(İHA)Haberin Alındığı Kaynak» İhlas Haber Ajansı

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş: Bu üslupla siyaset yapmayı bıraksınlar

ANKARA (AA) – Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, A Haber Televizyonu canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın halkın çatışma olan yerlerde sözde öz yönetimi desteklediği yönündeki açıklamalarının sorulması üzerine Kurtulmuş, “Öz yönetim iddiasına bölgede yaşayan kürt kardeşlerimiz destek vermiş olsalardı belki bugün böyle bir hendek kazma ve hendekler üzerinden siyaset yapma gereğini duymayacaklardı. Türkiye belki bambaşka bir safhaya geçecekti” karşılığını verdi. 

Terör örgütünü ve terör örgütü yandaşlarını sinirli ve agresif hale getiren durumun bölgedeki hassasiyet olduğunu dile getiren Kurtulmuş, asırlardır birlikte kardeşlik içinde yaşayan Kürtlerin bu süreçte sözde öz yönetim meselesine  destek vermediklerini vurguladı. 

“Öz yönetim desteklenmedi”

Hendek kazılmasının sözde öz yönetim desteklendiği için yapılan bir şey olmadığının altını çizen Kurtulmuş, “Öz yönetim desteklenmediği için halk desteğini arkalarında bulamadıkları için başvurdukları ve belki de son çare olarak başvurdukları çılgınca bir siyasetti. Şimdi onun da başarısız olacağını görüyorlar” dedi.

Kurtulmuş bölgede devam eden operasyonlarla ilgili olarak, sivillere zarar gelmemesi ve bu olaylarda en az zayiat verilmesi konusunda  hassas davranıldığını ifade etti. Adım adım, sokak sokak, ev ev gidilmesinden daha doğal bir şey olamayacağını belirten Kurtulmuş, “Ben Sayın Demirtaş’a bir kez daha şunu ifade etmek isterim. Bu üslupla siyaset yapmayı bıraksınlar. HDP’yi başarılı bir noktada, baraj aşarak parlamentoya getiren nokta, hendek siyaseti değildir. Barışçıl bir dil kullanmalarıdır. HDP’ye oy veren vatandaşlarımız hendekleri, bombaları, silahları savunsunlar diye oy vermedi. Barış olsun diye, silahlar sussun, bombalar patlamasın diye artık barış dili konuşsun diye Türkiye partisi olsunlar diye bu oylar verildi” dedi. 

Selahattin Demirtaş’ın Moskova’ya yapacağı ziyaret

Kurtulmuş, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Moskova’ya yapacağı ziyaretle ilgili, bir siyasetçinin dünyada herkes ile görüşebileceğini, ancak siyasetin tam da doğru işi doğru zamanda yapma sanatı olduğunu söyledi.

Türkiye ile Rusya’nın önemli bir gerilim yaşadığını ifade eden Kurtulmuş, orta vadede Türkiye ile Rusya’nın bu gerilimi çok rahatlıkla bütünüyle geride bırakacak ve yoluna devam edeceklerini belirtti.

“Böyle bir ortamda bu gerilimden sadece iktidar partisini sorumlu tutmak için yapıldığı intibası veren bu ziyaretin Türk kamuoyuna iyi açıklanması gerekiyor. Neden yapılıyor? Niye şimdi yapılıyor? Zamanlama dediğim şey bu. Gidebilir, Çin’e, Rusya’ya, İran’a da gidebilir. Nereye gitmek istiyorsa gitsin ama niçin gittiğini ve niçin bu zamanlamayla gittiğini hesap etmek ve millete bunu anlatmak mecburiyetinde” ifadesini kullanan Kurtulmuş, “Böylesine önemli bir gerilim yaşanırken bu ziyaretin yapılacak olması anlatılabilir bir ziyaret değildir. Anlaşılabilir de değildir. Zamanlama bakımından söylüyorum. Böyle bir gerilim olmasaydı herhalde Rus yetkililer de bu kadar kısa bir süre içinde HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş’a randevu verip davet etmezlerdi diye düşünüyorum” diye konuştu.

“Terörden etkilenenlere destek verilecek” 

Sigorta primlerinin ertelenmesi, vergi borçları ve bulundukları şehirleri terk ederlerin yaşadıkları zorluklara yardımcı olmaları konusunda da bütün valiliklere talimat verildiğini aktaran Kurtulmuş,  “Terörden etkilenen bütün vatandaşlara her türlü destek verilecek. Hiç kimse yaşadığı evi sokağı, kolay kolay terk etmez. Bu insanlar buraları kolay kolay terk ediyorlarsa, onlar açısından bıçak kemiğe dayanmıştır. Hiçbir şekilde savunulamayacak olan bu terör siyaseti önce Sur’daki, Nusaybin’deki vatandaşı canından bezdirmiştir. İnsanlar diyorlar ki ‘Yeter artık. Yıllardır oy istediniz, destek istediniz verdik. Niye savaşı benim kapımın önünde yapıyorsunuz. Niye benim kapımın önüne bomba yerleştiriyorsunuz. Bu kapıdan benim çocuğum da geçecek” diye konuştu. 

“12 ilçede hayat normale dönecek”

Operasyonların devam ettiği yerlerde en kısa sürede içerisinde hayatın normale döneceğini belirten Kurtulmuş, “12 ilçede hayat normale dönecek. Vatandaşlarımızın bütün mağduriyetleri giderilecek. Esnaf kardeşlerimizin mağduriyetleri giderilecek. Okullarda öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin mağduriyetleri giderilecek. Hiçbir öğrenci bir gün bile öğrenim kaybı olmadan, bu çocuklarımız yetiştirilecek. Hem de daha iyi. Terörün ortaya çıkardığı mağduriyetler ortadan kaldırılacak” 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de Cumhuriyet savcılarını göreve çağırmasına ilişkin açıklamaları üzerine, Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş şunları kaydetti:

“Biz siyasetin demokratik yollarla parlamentoda yapılmasından yanayız. HDP’ye ve onlara destek veren çevrelere bir kere daha bu tavsiyede bulunuyorum. Aslolan oyunu aldığınız vatandaşların taleplerini demokratik bir şekilde parlamentoda dile getirebilmenizdir. Eğer siyasetin yolunu açık tutmazsak, siyasetin varlığını demokratik yolla icra edilmesinin yolunu açık tutmazsak, buradan başka sonuçlar ortaya çıkar. Mİlletvekillerinin söz ve eylemlerinin dikkat etmesi ama geçmişte Türkiye bunu denedi. Bazı milletvekillerinin parlamentodan nasıl uzaklaştırıldıklarını ve parlamentodan nasıl düşürüldüklerini gördük. Bunların Türkiye’nin demokratikleşme sürecine katkısı olmaz. Kimin davası neyse, HDP’liler diyorsa, ‘Biz hak hukuklarını koruyoruz’ diyorlarsa, kusura bakmasın bu hak hukuk koruma yolu değildir. Türkiye siyasetini çözümsüz bir noktaya sürükleyen bir anlayıştır. Mecliste olsunlar ne eleştiriyorlarsa siyasetin çerçevesi içinde yapsınlar. Bir elinizi barışa kaldıracaksınız, bir elinizde bomba olacak, böyle bir şey olmaz. Belli ki dağ kadroları kararlarını vermişler bomba ile silahla uğraşacaklar. Hiçbir hükümet böyle bir manzaranın olmasını istemez.”

İsrail ile görüşmeler

Kurtulmuş, İsrail ile olan görüşmelere ilişkin ise görüşmelerin teknisyenler düzeyinde, olumlu istikamette devam ettiğini belirtti.

Belli bir süreçten sonra görüşmelerin siyasi zemine taşınacağını anlatan Kurtulmuş, İsrail ile ilişkilerin uluslararası sularda Mavi Marmara Gemisi’ne yapılan, Türk vatandaşlarının da şehit edildiği saldırının ardından bozulduğunu anımsattı.

Türkiye’nin bu konuda ilk günden itibaren çok net bir tutum sergilediğini ifade eden Kurtulmuş, sözlerine şöyle devam etti:

“O dönemde özür dilenmesi, suçluluğun kabulü anlamına gelen tazminat ödenmesi, Gazze’ye yönelik ambargonun kaldırılması… Birincisi 2013 yılında yapıldı. O geride kaldı. Diğer ikisiyle ilgili de çok önemli gelişmeler oldu. Tazminat meselesini İsrail kabul ettiğini açıkça söylüyor. Rakamından ziyade burada 1 lira da olsa İsrail’in bu parayı Türkiye’ye vermesi her şeyden daha önemlidir. ‘Ben katillik yaptım bunun sonucu olarak da suçumu kabul ediyorum’ manasına gelen tazminat ödemesidir. Bu olumlu bir adımdır. Esas mesele olan üçüncüsü de ablukadır. Çok net söylüyorum. Türkiye diğer iki konu da bütünüyle karşılanana kadar bu görüşmeleri sürdürecektir.

Ümit ederim ki Mavi Marmara şehitleri ve Filistin davası uğruna şehit olanların hakkı, hukuku korunarak Türkiye burada yeniden ilişkilerin normalleşeceği bir süreci başlatmış olur. Böylece baştan beri itiraz ettiğimiz üç madde karşılanmış ve ilişkiler normalleşmiş olur. Bu süre içinde teknisyen düzeyinde görüşmeler devam ederken İsrail tarafından yapılan açıklamaların da ciddiye alınmamasını bütün kamuoyu ile paylaşmak isterim. Çünkü söylendiği ifade edilen bazı sözler veya basına el altından sızdırılan bazı hususlar İsrail’in kendi iç kamuoyunu tatmin etmeye yönelik işler olabilir. Özellikle şehitlerimizi hayata döndürme şansımız yok. Sonuçta şu anda hala devam eden Gazze ablukası var. Elektrikleri, suları, dünya ile irtibatları yok. Ümit ederim ki ablukanın hafifletilmesi, Türkiye üzerinden ablukanın belli oranda kırılması için bu anlaşmalar başarıyla sonuçlanır ve oradaki kardeşlerimiz de rahat nefes almış olur.”

Merkez Bankası’nın faiz kararı

Kurtulmuş, Merkez Bankası’nın faiz oranlarını sabit tutmasına ilişkin ise Türkiye ekonomisinin genel gidişatıyla ilgili meseleyi yanlış yaparak sadece Merkez Bankası’nın faiz indirme veya artırma kararına bağlamayı doğru bulmadığını aktardı.

Genel şartları içinde yapılması gereken şeyin Türkiye ekonomisini reel olarak güçlendirmek olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “FED’in faiz açıklaması dünyadaki ekonomik dalgalanmalara ne kadar yön verdi. Bundan sonra da FED’den de çok astronomik bir faiz artırımı gelmediği için buradaki beklenti de dengeli olarak karşılandı. Bunlar evet etkiler mi ekonomiyi? Etkiler. Ancak bir ekonomiyi bundan daha çok etkileyecek olan şey esas kendi reel gücüdür” diye konuştu.

Muhabir: Duygu Yener,Mümin Altaş

 

Başbakan Yardımcısı Akdoğan: Türkiye nin kiminle sorunu varsa hemen ona gidiyorlar

ANKARA (AA) – Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, AK Parti Ankara İl Başkanlığında düzenlenen Çankaya İlçe Danışma Meclisi toplantısına katıldı.

Toplantıdaki konuşmasında AK Parti’nin 1 Kasım seçimlerindeki başarısını “tarihi bir zafer” olarak nitelendiren Akdoğan, bu başarıda emeği geçenlere teşekkür etti.

Yeni bir seferberlik başlattıklarını, bunun icraat, hizmet, yatırım ve reform seferberliği olduğunu söyleyen Akdoğan, “Verdiğimiz sözleri bir bir yerine getiriyoruz ve getireceğiz inşallah. Ne söyledikse bugüne kadar yaptık bundan sonra da bir bir yapacağız” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin yurt dışındaki mazlumlara yaptığı yardımları devam ederken bir yandan da terörle mücadelesinin sürdüğüne dikkati çeken Akdoğan, “Kararlı bir şekilde terörle mücadele sürecek. Bir kez daha ortaya çıktı ki PKK halkın düşmanıdır, bakın en çok oy aldıkları ilçelerde hayatı cehenneme çevirdiler o halka. En çok oy aldıkları ilçeleri yaşanmaz hale getirdiler. Bu nasıl bir kötülüktür? Bu nasıl bir halk düşmanlığıdır?” dedi.

“Bunlar çözüm umutlarını hendeklere gömdüler ve gömüyorlar”

“Mahalle baskısı” ifadesinin bir dönem çok kullanıldığını hatırlatan Akdoğan, “İşte mahalle baskısı yerine mahalle terörü başladı. Mahallelerde adeta terör estiriyorlar ama bütün bunlar son bulana kadar bu mücadele devam edecek. Bakın terör örgütünün ne kadar taktiği, stratejisi varsa boşa çıkarıldı. Kırsalda, sınır ötesinde, şehir kenarlarında, işte o büyük gruplarla saldırma, ‘devrimci halk savaşı’ hepsini bir bir çökerttik. O şehir merkezlerindeki yapılanmaları da inşallah teker teker tasfiye edeceğiz. Evet bunlar çözüm umutlarını hendeklere gömdüler ve gömüyorlar” diye konuştu.   

Muhalefet partilerine de eleştirilerde bulunan Akdoğan, şunları söyledi:

“Türkiye’nin kiminle sorunu varsa, Türkiye ile kimin sorunu varsa hemen koşup ona gidiyorlar. CHP Esed’e gidiyordu biliyorsunuz, iki de bir heyet gönderiyordu, bunlar da Putin’e gidiyorlar. HDP’liler, Rusya’ya koşuyorlar. Yani Türkiye ile kimin sorunu varsa, kendi devletlerinin yanında yer almak yerine hemen onların yanına koşuyorlar, ‘nasıl destek olabiliriz’ diye. Bunu da milletimiz görüyor. Yani birden ‘Rus muhibi’ kesildiler. Eskiden vardı biliyorsunuz bu ‘muhipler cemiyeti’, yani sizin insanınız gibi görünüyor ama başka milletlerin, devletlerin adamı olmuş, onların sevdasıyla yaşıyor. Bunları da milletimiz çok iyi görüyor.”

Başbakan muhalefete gidiyor

Başbakan Ahmet Davutoğlu, yeni anayasa, iç tüzük ve reformları görüşmek üzere CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli‘den önümüzdeki hafta için randevu talep etti.  Edinilen Bilgiye göre Davutoğlu 30 Aralık çarşamba günü için HDP‘den de randevu istedi. 

Başbakan Davutoğlu: Göğsümüzden hançerlendik

Sabah’ta yer alan habere göre Başbakan Ahmet Davutoğlu dün resmi ziyaretlerde bulunduğu Bakü’de Azerbaycan Diplomasi Akademisi’nde, “Küresel Sınamalar Karşısında Türkiye-Azerbaycan Stratejik Ortaklığı” başlıklı bir konuşma yaptı.
YANINDAYIZ: Kim Suriye halkını bombalarsa bombalasın, kim Suriye’ye dönük bu derece yanlış politikalar uygularsa uygulasın, Suriye halkının yanında olacağız.

İKİ BÜYÜK HALK: Rus halkına dönük olarak en ufak bir tereddüt, kaygı veya olumsuz hissiyat içinde değiliz. Türkler ve Ruslar Avrupa ve Asya tarihini birlikte şekillendirmiş iki büyük halk. Rusya halkı onurlu bir halktır, saygı duyuyoruz. Ama Türk halkı da onurlu bir halktır ve saygı duyduğu halklardan saygı görmeyi bekler.
TÜRKİYE-SURİYE SINIRI: Türkiye-Suriye sınırı Türkiye- Rusya sınırı değil. Türkiye-Suriye sınırı Rusya-Suriye sınırı da değil. Türkiye-Suriye sınırı Türkiye-Suriye sınırıdır ve sadece bu iki ülkeyi ilgilendirir. Bu çerçeveden baktığımızda son dönemde tırmanan retoriği, söylemi ve Rus liderlerin, Rus basının, Türkiye’ye karşı bir iftira kampanyasına yönelmiş olmasını kabul etmemiz mümkün değildir. 15 gün önce zikretmediğiniz “Türkiye DAEŞ’e destek oluyor” gibi iddialarla soğuk savaş dönemini andıran kampanyaları birbirimize karşı kullanmayalım.
İHLAL ETMEDİK: Biz kimsenin sınırını ihlal etmedik. Rusya’ya veya herhangi bir ülkeye ofansif müdahalede bulunmadık, ama bizim sınırımız ihlal edildi. Gözümüzün önünde Türkmen Dağı’ndan Türkmenler katledilirken, biz sabırla bekledik. Ama bizim üzerimizde ihlal yapıp oradaki masum insanların bombalanmasına da ne vicdanımız ne tarihimiz ne de ahlakımız müsaade eder.
DİYALOĞA AÇIĞIZ: Olayı, oluş seyrinden çıkararak sanki “Türkiye, Rusya’ya saldırıda bulunmuş, Rusya’yı arkadan hançerlemiş” gibi bir argüman kullanmak doğru değil. O zaman biz de “Hava sahamızı ihlal eden uçak kim olursa olsun bizi göğsümüzden hançerlemiştir” deme hakkına sahip oluruz. Bütün provokatif açıklamalara rağmen defaatle ve tekrar tekrar her türlü diyaloğa açık olduğumuzu söyledik. Dün, Dışişleri Bakanımız da Rus Dışişleri Bakanı ile bir görüşme gerçekleştirdi. Bu anlamda da bazı somut teklifler de söz konusu oldu.

‘PSİKOLOJİK DURUMU KONTROL ETMELİYİZ’
Başbakan Davutoğlu, Azerbaycan ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Davutoğlu şunları söyledi:
Bu tür krizleri tırmandıran bir gerçek, bir olgusal, bir de psikolojik boyut var. Bazen psikolojik boyutu olgusalın çapını aşar. Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Sınırı ihlal eden Rus uçağı uyarılara rağmen tutumunu değiştirmediği için, Rusya uçağı olduğu bilinmediği anda düşürüldü. Bu öyle bir psikolojik durum doğurdu ki her gün yeni açıklamalarla derinleşiyor. Önce psikolojik durumu kontrol etmek, çıkmak lazım.

Suriye’nin kantonlaşmasına prensip olarak olumlu bakmayız. Etnik temelli kantonlaşmalar etnik grupları uzaklaştırır. Aksine birbirlerine yakınlaşmalı. Ortadoğu’da sınırları sarsmak isteyenler kantonlaşmaya sıcak bakıyor.
(İncirlik) İngilizler’in kararı var, gerekirse kullanabilir. Almanya’dan da uçak takviyesi geliyor. Merkel ile telefon görüşmesinde konuları ele aldık. İncirlik, Türkiye-NATO sınırı, güvenlik sınırı haline dönüştü.
İran, Rusya Suriye’de, “Yabancı savaşçı istemiyoruz” diyen ülkeler orada. “Kimse müdahale etmesin” diyenler müdahale ediyor. Türkiye, kendi güvenliğini ilgilendiren durum olunca tek başına yapmamız gereken olay olursa tereddüt etmez.

EN NET SİSTEM BAŞKANLIK
Türkiye’de tekrar tekrar değişmeyecek en net sistem başkanlıktır. Türkiye karma sistem kaldırmıyor. Türkiye’nin anayasasının yapısı bozuk. Bütünüyle yeniden yazımına ihtiyaç olan bir tablo. Muhalefetle oturup Türkiye için ne iyi onu konuşalım, bunu muhalefetle konuşarak yapmak lazım.
(CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun hendek kazan teröristleri “arkadaş” olarak nitelendirmesi) Kimse kamu düzenini bozan günlük hayatı bozan, barikat yapan, hendek kazanlar için arkadaş ifadesi kullanmaz.

‘KİMSE ÖZÜR BEKLEMESİN’
Biz, hava sahamıza giren, milliyeti belli olmayan bir uçağa karşı meşru müdafaa hakkımızı kullanarak, herkesin bildiği angajman kurallarını uyguladık. Bunun için kimse Türkiye’yi suçlayamaz. Bunun için Türkiye’den kimse özür bekleyemez. Biz, sınırlarımızı koruduğumuz için özür dilemeyiz. Hesabımızı da sadece ve sadece, meşruiyetini 1 Kasım seçimlerinde halktan aldığımız aziz milletimize karşı veririz. Kimseye hesap vermeyiz. Bu olay, bütün bu mülteci dalgalarını üzerine çekmek durumunda kalan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin daha fazla mülteci almaması için.

‘KOORDİNELİ MÜCADELE’
İngiltere de haklı bir kararla Suriye’de DAEŞ’e karşı koalisyona katılacağını ilan etti. Bu kadar çok hava unsurunun aynı hava sahasında DAEŞ’e karşı mücadele ediyor olmasından doğacak birçok kaza veya istenmeyen olay, burada olduğu gibi yaşanabilir. Bütün ülkelerin birbiriyle koordineli şekilde sadece DAEŞ’e karşı operasyon yaparak mücadele etmesi lazım. Türkmenleri katletmek ya da Suriye rejimini ayakta tutmaya çalışmak için ılımlı muhalefeti yıpratmak “DAEŞ’e hizmet etmek” anlamına gelir.

‘HASMANE TUTUM İÇİNDE DEĞİLİZ’
“Azerbaycan, topraklarının yüzde 20’si işgal altında olduğu halde gerilimci, çatışmacı bir politika takip etmiyor ve Kafkasya’yı bir refah bölgesi haline getirme çabasını sürdürüyor. Ermenistan’a da bir çağrıda bulunmak isterim: Size ait olmayan toprakları barış içinde ait olana devredecek bir barış süreci başlatmanız halinde Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan arasında oluşan bu barış ve vizyon ittifakına katılabilirsiniz. Biz kimseye hasmane bir tutum içinde değiliz ama Azerbaycan’ın her karış toprağı azizdir ve bu topraklar mutlaka işgalden kurtarılmalı.”

TÜRK ŞEHİTLİĞİ’NE VE ALİYEV’İN KABRİNE ZİYARET
Başbakan Davutoğlu, cuma namazını Bakü’deki Ejder Bey Mescidi’nde kıldı. Ardından Azerbaycan’ın merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in kabrini ziyaret ederek çelenk bırakan Davutoğlu, eşi Zarife Aliyeva’nın mezarına ise çiçek bıraktı. Bakü Şehitler Hıyabanı’ndaki Ebedi Ateş Anıtı’na çelenk sundu. Davutoğlu son olarak Bakü Türk Şehitliği’ne geçerek mezarlara karanfil bırakarak, anıt şeref defterini imzaladı. Davutoğlu’na, eşi Sare Davutoğlu, Başbakan yardımcıları Yalçın Akdoğan ve Mehmet Şimşek, Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal eşlik etti.

Başbakan Davutoğlu ndan Rusya ya cevap…

Türkiye hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle 24 Kasım’da Rus uçağının düşürülmesinin ardından Rusya ile yaşanan uçak krizine ilişkin açıklamalarda bulunan Davutoğlu, “Rusya’da bulunan emekçi kardeşlerimizin hukukunu sonuna kadar koruyacağımızı vurgulamak istiyorum. Rusya ile hava sahamızı ihlali sonrası gelişen bir kriz yaşıyoruz. Türkiye yıllara sari dostluğun hatırıyla hareket ediyor. Türkiye’nin sınırları, hava sahası, deniz sınırları kutsaldır ve bunları korumak bizim için onurlu bir görev ve haktır. Bu icraat kesinlikle herhangi bir ülkeyi hedef alan bir tavır değil. Saldırgan bir tutum asla, hiç değil. Biz Suriye topraklarına bir müdahalede bulunmadık. Doğrudan Türkiye hava sahasını ihlal eden, milliyeti bilinmeyen bir uçağa uluslararası hukuktan gelen haklarımızı kullandık” dedi. “TÜRK SAVAŞ UÇAKLARI DOĞU UKRAYNA’DA HAVA OPERASYONU YAPSAYDI…” Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Günlerdir Rusya tarafından ağır ithamlarla eleştiriliyoruz. Ben buradan Rus liderlere başta Sayın Putin olmak üzere hepsine empati yapmaları çağrısında bulunuyorum. Bir kez düşünsünler. Ukrayna Devleti süren iç savaş dolayısıyla Türkiye’den destek isteseydi ve Türk savaş uçakları Türk sınırı olmayan bir bölgede yani Doğu Ukrayna’da hava operasyonu yapsaydı acaba Rusya’nın tavrı ne olurdu?” “SURİYE, RUSYA TOPRAĞI DEĞİLDİR” Başbakan Davutoğlu, konuşmasında şunları kaydetti: “Türkiye-Suriye sınırı, Türkiye-Rusya sınırı değildir. Rusya-Suriye sınırı da değildir. Suriye, Rusya toprağı da değildir. Ama barbar Suriye rejiminin davetine uyarak gelip DEAŞ’a karşı mücadele edeceğiz dedikten sonra orada asırlarca bizim kardeşimiz olan Bayırbucak Türkmenlerini Türkiye hava sahasını kullanarak vurmak istediklerinde defaatlerce uyardık. Bizi anlamadılar, anlamak istemediler. Bunun üzerine gerekli hava sahamızı koruma tedbirlerini aldık” “MÜLTECİLER RUSYA’YA GİTMİYOR” Alınan her tedbirin Türkiye’yi korumak için alındığını vurgulayan Davutoğlu, “Aldığımız her tedbir Suriye’deki sivil halka yardımcı olmak içindir. Rus savaş uçaklarının bombaladığı bölgelerden kaçan siviller, mülteciler Rusya’ya gitmiyor. Türkiye’ye geliyorlar. Biz o sivilleri ülkemizde ağırlamak zorunda kalıyoruz. Tek bir DEAŞ unsurunun olmadığı Bayırbucak Bölgesi’nde eğer Rus uçakları masum Türkmenleri bombalıyorsa bir de hava sahamızı ihlal ediyorsa buna Türkiye’nin sessiz kalmasını beklemek, Rusya’nın benzer bir duruma Ukrayna’da sessiz kalması gibi bir tutum anlamına gelir” dedi. “GELİN HER ŞEYİ MASA ETRAFINDA KONUŞALIM” Rus yetkililere son dönemde yaşanan gelişmeleri bir masa etrafında oturup konuşma konusunda yaptığı çağrıyı tekrarlayan Davutoğlu, “Dün Bakü’de Rusya’ya çağrıda bulundum. Gelin her şeyi masa etrafında konuşalım. Olayın nasıl cereyan ettiğiyle ilgili şüpheleriniz varsa belgelerimizi ortaya koyalım. Her türlü fikir alışverişine hazırız. Her türlü konuşmaya hazırız. Ama bize bir şey dikte edilmesine asla izin vermeyiz. Gözümüzün önünde Türkmenlerin katledilmesine sessiz kalacağımız beklenirse sessiz kalmadık, kalmayacağız. Suriye’de yeni bir yönetimin nasıl kurulacağına beraber karar verelim. Ama Şam’da Türkiye’ye düşman bir yönetimin oturup Türkiye’ye tehdit oluşturmasına da gözümüz kapalı seyredecek şekilde tutum almayacağımızın bilinmesi lazım” diye konuştu. “RUSYA’NIN AMBARGO UYGULAYACAĞIM TEHDİDİ…. Rusya’nın yaptırımlarının karşılıklı çıkar esasına dayanmadığını savunan Davutoğlu, “Rusya ile ilişkilerimizin bozulmaması, yeni ekonomik ambargolarla sarsılmaması her iki ülkenin de menfaatinedir. Ukrayna dolayısıyla ekonomik yaptırımlara maruz kaldığında Rusya, Türkiye bu ekonomik yaptırımları uygulamadı. Uygulayabilirdik ama uygulamadık. Çünkü biz dost ve komşu ülkelere bu tür yaptırımlara prensipte karşıyız. Şimdi de başkalarının kendilerine uyguladığı ekonomik ambargolardan rahatsız olan Rusya’nın Türkiye’ye ekonomik ambargo uygulayacağım tehdidinde bulunması her şeyden önce karşılıklı anlayışa sığmaz sonra da karşılıklı çıkar esasına dayanmaz. Ümit ederiz ki Rusya bütün bu kararlarını gözden geçirir” ifadelerini kullandı. “TELAFİ EDİCİ, CAYDIRICI TEDBİRLERİ ALMAKTA TEREDDÜT EDİLMEYECEK” Rusya’nın yaptırımları konusunda telafi edici ve caydırıcı tedbirlerin alınacağını hatırlatan Davutoğlu, “Yaptırımlardan kim zarar görürse telafi edecek tedbirleri alacak kudretimiz var. Bunlara inşallah ihtiyaç kalmaz ama Rusya’nın yaptırımları konusunda tedbir almak gerekirse telafi edici, caydırıcı tedbirleri almakta tereddüt etmeyecektir” dedi.